Cuma 18. Ocak 2018 (Hamburg)
Sabah 06:21
Gün doğuşu 08:22
Öğle 12:31
İkindi 14:14
Akşam 17:05
Yatsı 18:12
Gece yarısı 23:27
Ana sayfa :: Cuma namazı :: Arşiv :: 12.02.2010 - Hutbenin Konusu: Kur’an’da İnsan 11
Yorumlar: 0
Konuşmacı: Hüccetül Islam Dr. Rıza Ramazani

Hutbenin Konusu: Kur’an’da İnsan 11

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru  yola hidayet eden odur. Eğer  O’nun  hidayeti olmasaydı  doğru  yola  gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona  tevekkül ediyoruz, Ona ibadet  ediyor  ve Ondan yardım ve  medet talebinde  bulunuyoruz.  Salat ve  selam ise kalblerimizin  mahbubu, nefislerimizin   munisi, günahlarımızın  şefaatçısı  ve  hastalıklarımızın  tabibi  Sevgili  Peygambberimiz Rahmeten Lilalemin Hz. Muhammed  Mustafa  ile  onun risaletinin  varisi, dini ve  sünnetinin  muhafızı  olan mutahhar  Ehl-i  Beyti  ile    dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın  rahmeti  ve bereketi  ise  tüm müslümanlarin  ve  bilhassa burada  hazır  bulunan muhterem bacılar  ve değerli  kardeşlerin üzerine  olsun.
 Başta  kendi  nefsim olmak üzere hepinizi İlahi  takvaya, Allah’ın emirlerine sarılmaya ve  yasaklarından ise kaçınmaya  davet ediyorum. Takva  en  iyi  azık, cennetin  anahtarı  ve cehennem  ateşine  karşı  ise  koruyucu  siperdir.
 
 
 
İlk insanın yaratılışı hususunda üzerinde önemle durulması gereken boyutlardan birisi de, insanın Allah’ın yeryüzündeki halifesi oluşudur. Bu konuda   Kur’anı Azimuşşan şöyle buyurmaktadır:
 
 Hani Rabbin meleklere, ‘’Ben yeryüzünde bir halife karar kılacağım’’ demişti de melekler’’ orada fesat yapacak ve kan akıtacak birini mi karar kılacaksın? Oysa biz seni överek yüceltiyoruz ve seni sürekli takdis ediyoruz’’demişlerdi Allah ise ‘’ Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim’’ demişti. Bakara 30
 
  Halife: Kendisini atayan otorite tarafından verilen görevleri, onun yerine kullanan kişidir, O halde insan malik değildir. O sadece Allah’ın temsilcisidir ve kendisine gerçek hakim olan Allah tarafından verilenler dışında hiç bir güce sahip değildir.Bu nedenle kendi isteklerini yapma hakkına sahip değildir. Onun görevi temsil ettiği kudretin isteklerini yerine getirmektir. Eğer verilen yetkilerin kendisinin olduğunu sanır veya bu yetkileri kendi arzularına göre kullanırsa veya bir başkasının hakimiyetini kabul edip onun isteklerine boyun eğerse, bu isyan ve ihanet olur.
 
 Halifeden maksat kuşkusuz Allah’ın temsilciliğidir. Çünkü Allah diyor ki; yeryüzüne birisini atayacam ve ona güç vereceğim. Allah insanı kendi halifesi olarak tanımlamaktadır. Melekler böyle bir varlığa karşı saygı ve hürmetlerini göstermek için yere kapanmaya hazırlanmalıdırlar. Eğer Allah’ın yeryüzündeki temsilciliği söz konusu olmasaydı, meleklerin     bir takım sorular sorup kan dökecek ve fesada ve bozgunculuğa sebebiyet verecek olan bu varlık hakkındaki çekincelerini dile getirmelerine gerek kalmıyacaktı. Öte yandan eğer Allah insanı yeryüzünde kendisine temsilci olarak   yaratmamış olsaydı ona eşyanın bigisini vermez ve onu bu yönüyle meleklerden daha üstün ve faziletli kılmazdı. İnsanın Allah’ın temsilcisi oluşu   sadece ismi ( nominal) bir husus değildir. Bu   yaratılışta öngörülmüş olan bir gerçek bir hakikattır. Biz bu gerçekliği aşağıdaki ayeti kerimeden ve Allah’ın meleklere insana saygı göstermesi emrinden anlıyoruz. ‘’Allah Ademe bütün isimleri ( eşyanın hakikatına delalet ilmi) öğretti’’ Bakara 30 İnsana öğretilen isimlerden maksadın ne olduğu konusu çok teferruatlı bir şekilde tartışılmıştır. Bu konuda ariflerden, filozoflardan ve tasavvuf ehlinden farklı tanım ve yorumlar elde mevcut bulunmaktadır. Ancak kesin olan şudur ki; insana   herşeyin isminin   öğretilmesi ona Allah’ın halifesi olması makamını kazandırmıştır. Eğer insan Allah’ın sıfatlarına bir ayna olabilse ve onları kendi vücudunda tecelli ettirebilse varlıkta tasarruf hakkı ( kevni velayet) elde etmiş olur.Yani bu dünyada iyiliğe götüren yolları ve onu nasıl elde etmeyi öğrenmiş olur.  Allah’ın halifesi olan insan yaratılış düzeninde    nasıl ve ne şekilde tasarruf etmesi gerektiğini ilahi feyz ile anlamış olur. Allah’ın temsilcisi olmak sadece sözle ifade edilen konvensiyonel manevi bir husus değildir. İsimleri öğrenmekten maksat   zihni bazı kelime ve lafızlarla doldurmak değildir. Sadece  isimleri öğrenmekle yetinmek insana Allah’ın halifesi olması liyakatini kazandırmaz. Bundan daha önemlisi isimler arkasında yatan hakikatı derk etmek onunla yaşamak ve Allah’ın esma ve sıfatı hakkında malumat sahibi olup o isimlere cilve ve mazhar olmaktır. İşte insanı diğer varlıklardan daha üstün kılan budur. Ademin zürriyetinden bu potansiyel bilgiyi inkişaf ettirip bu vesileyle Allah’ın Esmasının tecelliyatına mazhar ve ayna olabilenler Allah’ın halifesi olmaya şayestedirler. Alelade düşüncelerle, inançlarla veya ahlaki prensiplerle kişi bu makama nail olamaz. Allah’a doğru yol alanlar ve Onun dergahına yaklaşan ve onun muhlis kulu olanlar ancak bu makam ve mevkiye ulaşabilirler.
 
 Allah’ın halifesi olmanın mertebe ve dereceleri vardır. Her insan kabiliyet ve kapasitesine göre bu makam ve mevkiye ulaşabilir. Allah’ın vekili olmakla, gıyabında görevlerini yerine getirmek üzere resmi bir makamın vekili olmak arasında çokca fark vardır. Çünkü  Allah hiç bir zaman gaip değildir, O her an ve her yerde hazır ve nazırdır. Allah’ın halifesi olmak demek Allah’ın izni ve iradesiyle ilahi olan şeyleri yapmak ve onun isimlerine ayna olmak demektir. Bir başka ifadeyle alemin hakikatlerini tanımak ve kudreti altına almaktır. Bu vesileyle insana verilen güç ve kudret ilahi kudretin bir yansıması olur. Bu söylediklerimize uygun hareket eden  insan varlıkların tacıdır ve melekler tarafından saygı ve tazime layıktır. Buna binaen her insan kendi değerini ve makamını bilmeli ve sahip olduğu yetenek ve kabiliyetleri Allahîn isteği ve izni doğrultusunda geliştirip inkişaf ettirmelidir. Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.