Cuma 21. Haziran 2018 (Hamburg)
Sabah 01:47
Gün doğuşu 04:47
Öğle 13:22
İkindi 17:49
Akşam 22:30
Yatsı 23:20
Gece yarısı 23:58
Ana sayfa :: Cuma namazı :: Arşiv :: 15.06.2009 - Hutbenin Konusu: Kur’anı Tanıma 7 - Kur’an’a Isınmanın Yolları
Yorumlar: 0
Konuşmacı: Konuşmacı: Hüccetül Islam Dr. Rıza Ramazani

Hutbenin Konusu: Kur’anı Tanıma 7 - Kur’an’a Isınmanın Yolları

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
 
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru  yola hidayet eden odur. Eğer  O’nun  hidayeti olmasaydı  doğru  yola  gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona  tevekkül ediyoruz, Ona ibadet  ediyor  ve Ondan yardım ve  medet talebinde  bulunuyoruz.  Salat ve  selam ise kalblerimizin  mahbubu, nefislerimizin   munisi, günahlarımızın  şefaatçısı  ve  hastalıklarımızın  tabibi  Sevgili  Peygambberimiz Rahmeten Lilalemin Hz. Muhammed  Mustafa  ile  onun risaletinin  varisi, dini ve  sünnetinin  muhafızı  olan mutahhar  Ehl-i  Beyti  ile    dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın  rahmeti  ve bereketi  ise  tüm müslümanlarin  ve  bilhassa burada  hazır  bulunan muhterem bacılar  ve değerli  kardeşlerin üzerine  olsun.
 Başta  kendi  nefsim olmak üzere hepinizi İlahi  takvaya, Allah’ın emirlerine sarılmaya ve  yasaklarından ise kaçınmaya  davet ediyorum. Takva  en  iyi  azık, cennetin  anahtarı  ve cehennem  ateşine  karşı  ise  koruyucu  siperdir.
 
Daha önce de söylediğimiz gibi Kur’an alemlerın yaratıcısı olan Allah’ın kelamıdır, İnsan Ona sarılarak hayatı öğrenir ve Allah’a doğru yol alıp ona  yaklaşabilir. Öte yandan insanoğlunun hayatının tüm boyutlarıyla ilgili bilgi ve maarif içeren tek kapsamlı ve kuşatıcı kıtabın da Kur’an olduğu herkesçe malum. Kur’an hem itikadi hem toplumsal ve hem de ibadi ve ahlaki konularda muhatabını aydınlatmakta ve bu konulardaki tüm mechullere açıklık kazandırmakta ve tüm soru ve kuşkulara cevap vermektedir. Kur’anla içli dışlı olan ve Onun nurani ayetlerini sürekli okuyan, üzerinde düşünüp taşınan ve aklını harekete geçiren kimsenin kendi varlığında yatan cevheri kesinlikle tanıyacak ve  onun   hayat programıyla da amel ederek her türlü saplantı ve hatadan güvencede kalacağı kuşkususzdur.. Bunun için Kur’an ile menus olmalı ve hayatımızın her anında onunla hem dem olmalı ve Onu okuyup üzerinde tefekkür etmeliyiz.
 
 Bizleri Kur’an ile içli dışlı olmaya teşvik eden ayet ve rivayetler oldukça çoktur. İlk olarak Kur’an kendisini Nur, Rahmet, Şifa, Furkan, Hıdayet ve Açıklayıcı Kitap olarak tanıtmaktdır. Ayrıca bu kitap sayesinde insanların, Allah’ın rızası ve hoşnutluğuna mazhar olup   doğru yolu yakalayabileceğini vurgulamaktadır. Ayet şöyle buyuruyor:
  ‘’ Allah, rızası ardınca gidenleri, onunla esenlik yollarına eriştirir ve onları izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları doğru yola hidayet eder’’ Maide 16
 Başka bir ayeti kerimede de Kur’an’ın insanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran bir kitap olduğu beyan buyrulmuştur.
‘’Biz bu Kitabı sana indirdik ki Onunla insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarasın’’ İbrahim 1
 Kirliliklerden ve çöküşten kurtulup temizlenmek için Kur’an ile irtibat kurmak ve Ona sarılmak gerek. İmam Ali a.s da bu konuda   oğlu Muhammed bin Hanefiyeye şöyle buyuruyor:
 ‘’Kur’an oku, Onunla amel et şeriatına, vecibelerine halal ve haramına boyun eğ, gece namazı kıl gece ve gündüz bu kitabı tilavet et.’’ Nehc-ül Belağe
 Kur’an ile haşir neşir olan muttakilerın vasfında  İmam Ali şöyle diyor:
 ‘’Onlar geceleri namaz için kıyama durur, tedbir ve tefekkürle Kur’an okurlar. Canlarını Kur’an hazinesi yaparlar ve kendi dertlerinin dermanını ondan alırlar. Şevk ve ümit dolu   olan bir ayete kavuştuklarında daha fazlası bir  ilgi ve iştiyakla ona yönelir ve kalp gözüyle onun üzerinde çok durup düşünürler. Sanki ayetin buyruğunun gerçekleşmekte olduğunu gözleriye görüyorlar. Nasihat ve uyarı içeren bir ayete rastladıklarında ise Kalp kulağıyla derinden dinlerler ve sanki cehennem ateşininn feveran eden alevlerinin sesini kalp kulağıyla işitiyorlar.’’ Nehc-ul Belağe 184. Hutbe.
 Yeri gelmişken Kur’ana ısınmanın ve onunla haşir neşir olmanın metotlarına değinelim.
   Her müslümanın Kur’ana ısınmasının ilk adımı Onu öğrenmesi ve okumasıdır. Gece ve gündüzünün belli bir vaktini Kur’ana ayırması lazım. Müslüman Kur’an ışığında    bilgi sahibi olduğu   vecibe ve sorumluluklarını gözden geçirmeli ve bu konuda gaflet edip gevşek davranmamalı. Kur’an buyuruyor ki; ‘’Kur’andan gücünüz yettiği kadar okuyunuz.’’ Muzemmil 20 
 Okuduğumuz Kur’an ayetlerinin   tesiri ve önemine vakıf olduğumuzda, hiç bir zaman Kur’an hususunda gevşek davranmayız. Bilhassa Kur’anı iç taharetle okuduğumuzda. İmam Sadık a.s’ın buyurduğu üzere ‘’Göklerdekiler taharetle Kur’an okunan bir evden kesbi feyz ederler.’’  Usul-el Kafi c 2.  Kur’an Kıraatı bölümü s 446.
 
 Tabiki okuma adabını da göz ardı etmemek gerek. Bunlar ise beden ve elbise temizliği, abdestli olmak,   ilahi kelimelerin tilaveti için ağzın   temizliğidir. Çünkü Peygamber efendimiz ashabına şöyle buyuruyor
’ Kur’anın okunduğu mecrayı temiz tutun,   sahabiler,  ey Allah’ın Resulü Kur’an’ın mecrası nedir  dediklerinde, Peygamber ağızlerınızdır dedi. ‘’ Mizan-ul Hikme c 8. s75-75.  
 
Kur’an okududğumuzda şeytanın şerrinden Allaha sığınmalıyız yani E’uzu ve Besmele ile başlamalıyız. Kur’an okurken ihlaslı olmaya itina göstermeliyiz. Kur’an okuyan kimselerin servet biriktirmek veya bu vesileyle başkalarına karşı öncelikli olduğunu gösterme gayretinde olmaları mümkün olabilir. Bazen de kişi Kur’an kelimlerini iyi telaffüz edip mahreclere  ve tilavet kaidelerine dikkat eder ancak Kur’anın sınır ve kurallarına riayet etmez,  böylesi bir davranış tehlikelidir. Ancak buna karşılık olarak bazı Kur’an karileri de vardırlar ki bunlar canu gönülden Kur’an okurlar ve kalplerinde varsa bir hastalık onu Kur’an ayetleriyle tedavi etmeye  kalkışırlar. Bunun için gecenin bir kısmını uyanık ve ibadetle geçirirler. Kur’an okuyarak hayatlarının rotasını belirler ve ondan uzun yolculuk için azık toplarlar.
 
 Kur’ana ısınmanın ve onunla haşir neşir olmanın bir diğer adımı ise, Kur’an ayetlerini imkan dahilinde ezberlemektir. Bildiğiniz üzere Kur’anın nüzul yıllarında seçkin ve temiz olan insanların   hıfzı sayesinde Kur’an her türlü tahriften veya eksiltme ve ilaveden korunmuş oldu. Ehl-i Beyt imamları dahi Kur’an hafızlarına saygı ve tazim gösteriyorlardı. Hatta bazı toplumsal sorumlulukların tevdisinde Kur’an bilmek veya ezberlemek bir tercih ölçüsü olarak kabul ediliyordu. Peygamber efendimiz (s.a) bu özelliklere haiz olan kimseleri ya ordu   komuatnlığına veyahut da cemaat imamlığına tayin ediyordu. Uhud savaşında şehitleri gömmek istediklerinde Peygamber öncelikle hafız olan şehitlerin gömülmesini emrettiler. ( Kur’an Tarihi s 231.) Kur’an ezberlemek için ciddi bir ilgi,istek azim ve ezberlenen ayetlerin sürekli tekrarı lazım.
 
 Kur’ana ısınmanın üçüncü adımı ise Onu güzel bir ses ile okumaktır. Kur’anı cazip ve hoş bir sesle okumak oldukça   önemlidir. Peygamber güzel sesi Kur’an için zinet (süs) olarak tanımlamıştır. Kur’an melodik bir düz yazıdır. Bunun için kendisine mahsus bir ahenk ve vezni bulunmakta ve bu nevi şahsına munhasır vezin ve melodi herkes için cazip ve tesirlidir. Kur’anı okuyanlar ya güzel bir sesle okusunlar veya sesi güzel olanlardan onu dinlesinler. Bu takdirde ruhlarını Kur’anın feyzıyle okşamış ve canlarını ihya etmiş olurlar.
 Kur’ana ısınmanın bir diğer adımı ise Onu anlamak ve hayatta onu uygulamaktır. Kişi Kur’anın, hayatta kendisi için en iyi sığınak ve maksadına yönlendiren en iyi klavuz olduğunu ve bu kitaba sarıldığı sürece hiç bir kaygı, kuşku ve tedirginliğe maruz kalmıyacağını hissetmeli. Kur’an sınırsız yüce manevi makamlara sahip bulunmaktadır ve insan ne kadar derk ederse etsin onun nihayetine kavuşmaz. Bunun için insan ne kadar fazla bu kitabın ayetlerinin anlamını öğrenip yeni merhaleleri anlamaya ortam hazırlarsa o oranda Kur’anla ilişkisi cazip ve çekici olur. Kişi Kur’an ile ilişkisinde bilgisini arttırdığı ve hakikatın künhüne yaklaştığı oranda onun okuyuşu ve tilaveti süreklilik kazanmış olur. Buna binaen insanın günlük programında Kur’an tilavetine ve mutaalasına  yer ayırması ve her fırsatı ganimet bilerek kullanarak Kur’an üzerinde derinden düşünüp bilgisi ve maarifini pekiştirmesi  lazım. Kur’anı anlamak için tercume ve tefsir kitaplarına başvurmak gerek. Ehl-i Beyt imamlarının hayatlarına baktığımızda onların günlük zamanlarının büyük bir kısmını Kur’an tilavetine ayırdığını görüyoruz. Alimlerden de küçük yaşta Kur’an ezberleyenler olmuştur. Buna bir örnek Ebu Ali İbni Sinadır. O küçük yaşta iken Kur’an ezberlemiş ve onunla güçlü bir irtibat kurup menus olmuştu.         ( Reyhanet-ul Edeb c7).  Seyyid bin Tavus ta on bir yaşındayken tüm Kur’anı hıfz etmişti. ( Fazilet Yıldızı c 3 s117) İranın meşhur ve ilk şairlerinden olan Rudeki de ama (kör) olmasına rağmen sekiz yaşındayken Kur’anın tümünü ezberlemişti. Çağdaş olan Kur’an karilerinden Abd-ul Basıt, Muhammed Sıddık Menşavi ve İranlı kari Perhizgar, Rızazade ve seyyid Huseyin Tabatabai de küçük yaşlarda Kur’anı hıfzetmiş ve onunla menus olmuş kimselerdir. Umit ediyoruz ki bizlerde Kuran öğrenip, güzel bir şekilde tilavet edip yaşamımızda onu uygulayarak onunla    menus olup hayatımızın nuru ve klavuzu yapalım
 
Wesselamu Aleykum we Rahmatullahı we Barakatuhu